Montessori Eğitim Sistemi

Montessori Eğitim Sistemi

AKADEMİK EĞİTİM

Eğitim öğretim çalışmalarımız Milli Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim Programı esas alınarak, ‘Montessori Eğitim Modeli’ ile zenginleştirilmiştir.

Bireysel farklılıklar dikkate alınarak, öğrenci merkezli eğitim- öğretim ortamında montessori materyalleri ile donatılan sınıflarda öğrencilere yaparak ve yaşayarak öğrenme fırsatları sunulmaktadır.

Montessori eğitim felsefesi ile öğrencilerin öğrenme sürecinde gelişimini destekleyecek en uygun çevreyi hazırlamakla beraber toplumsal ve duyusal gelişimlerini destekleyerek gelecek yaşamlarında başkalarına, çevrelerine, kendilerine saygı duyan, sorumluluk sahibi, toplumla uyum içinde yaşamlarını sürdüren bireyler olmalarına katkı sağlamayı amaçlamaktayız.

 

MARİA MONTESSORİ

Montessori eğitimi 1870’te İtalya’da doğan Maria Montessori tarafından geliştirilmiştir. Maria Montessori 1896’da Roma Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olarak ülkesinin ilk kadın tıp doktoru unvanını elde etmiştir. Asistan doktor olarak çalışırken bir yandan da özel araştırma ve çalışmalarda bulunmuş, özellikle çocukların nasıl öğrendiklerini analiz etmiştir. Dikkatini insan bedeninden insan zihnine çeviren Montessori, 1901 yılında psikoloji ve felsefe alanlarında araştırmalar yapmış 1904’te de Roma Üniversitesi’nde antropoloji profesörü olmuştur. Yaşamını çocukların eğitimine adayan Montessori, bu dönemde sadece eğitimle ilgilenmeye başlamıştır. Eğitim çalışmalarına yöneldiği bu dönemde Montessori, özgün düşünceler geliştirmiş ve kendi metodunu oluşturmuştur.

Montessori eğitiminin amacı, sadece çocuğa bilgi aktarmak değil, çocuğun araştırma ve öğrenme isteğini uyandırmaktır.

Eğitim,  birinin aktardığı sözleri dinlemekten ziyade, çocuğun içinde

Bulunduğu koşulları deneyimlemesiyle ilerleyen, doğal bir süreçtir.

                                                                                           MARIA MONTESSORI

 

Montessori Eğitim Sistemi

1900’lerin başlarında Roma’da Dr. Maria Montessori tarafından geliştirilen bu yaklaşımın merkezinde çocuk vardır ve öğretmen çevreyi hazırlamak ve çocuğun çevresi ile etkileşime geçmesinden sorumludur. Montessori yaklaşımı akademik gelişimi desteklemekle birlikte, çocukların kendilerine özgü birey olduklarına ve kendi kapasiteleri doğrultusunda öğrendiklerine de odaklanmaktadır. Ayrıca, özgüven, inisiyatif, konsantrasyon, düzenlilik, ne istediğini bilme, bağımsızlık, başkalarına olan saygıyı geliştirme bu yaklaşımı nitelemektedir.

Montessori eğitiminde hazırlanmış çevre çok önemlidir.

  • Her materyalden sadece bir adet bulundurulur. Bu çocuğun; beklemeyi, sabretmeyi, doğru karar vermeyi, paylaşmayı öğrenmesine olanak tanır.
  • Bir materyal diğer materyallerden bağımsız ve kopuk değildir.
  • Çevre, çocuğun yaşadığı çevreye uygun olarak hazırlanır ve gerçek hayatla ilişkisi kurulur.
  • Çocuk deneyimlerini mutlaka kendisi yaparak ve yaşayarak edinir.

Montessori okul öncesi yıllarda her çocuğun bazı dönemlerde önemli sıçramalar gösterdiğine inanmaktadır. Bu sıçramaların özellikle beyin gelişimi ile gerçekleştiğini iddia etmektedir. Montessori çocuğun çevresindeki uyaranlara ve yönergelere karşı verdiği tepkilerin bazı dönemlerde gerçekleştiğini belirtmektedir. Montessori’ye göre çocuk bu duyarlı dönemlerde çevresini anlamakta, duyularını farklı uyaranlar karşısında keşfetmekte ve dili kolayca edinmektedir.

 Yaşamın ilk yıllarında gelişimin desteklenmesi, kritik dönemlerin iyi değerlendirilmesi gerekir. Montessori eğitimi sadece ilkokula uyumu kolaylaştırmayacak, onların bütün hayatını olumlu yönde etkileyecektir. Montessori’ye göre, çocuğun çevresini yoğun bir biçimde içselleştirmesi yaklaşık yedi yaşına kadar devam etmektedir. Bu nedenle okul öncesi eğitim döneminde duyu organlarına dayalı temel bilgilerin çocuk tarafından kazanılması ve okul öncesi eğitim sınıflarının çocukların gelişim özellikleri dikkate alınarak düzenlenmesi gerekmektedir.

Montessori eğitiminde öğrenciler için bilgi edinmenin en önemli araçları olan duyu organlarını hassaslaştırma önemlidir. Eğitilmiş bir göz daha iyi bakacak ve dolayısıyla daha iyi görecektir. Eğitilmiş bir el daha duyarlı olacak ve dolayısıyla daha iyi tanıyacaktır. Eğitilmiş bir kulak iyi sesi, kötü sesi daha iyi ayırt edebilecektir ve daha etkili bir biçimde dinlemesini bilecektir. Eğitilmiş bir burun kokuları daha iyi tanıyacaktır. Eğitilmiş bir dil daha iyi tat alacaktır. Eğitilmiş bir akıl iyi ile kötüyü daha rahat ayırt edebilecektir. Sonuç olarak, eğitilmiş organlara sahip bir kişi ise kendisine daha anlamlı bir biçimde güvenecektir. Dolayısıyla insana ve insanlığa daha anlamlı katkılarda bulunabilecektir.

MONTESSORİ EĞİTİM BÖLÜMLERİ

Günlük Yaşam Becerileri

Günlük yaşam uygulamalarında hedef “kendi kendine yapabilmek”tir. Çünkü çocuk ancak bu şekilde bağımsızca çevresini düzenleyebilir. “Kendi kendine yapmayı” öğrenmiş bir çocuk, çevresinde olabilecek olaylara hazırlıklıdır.

Bu uygulamalar çevre bakımı ve kişisel bakımdan oluşmaktadır. Örneğin; masa üstü süpürme, masa üstü silme, bulaşık yıkama ile çevre bakımını öğrenmesini amaçlarken düğme ve bağ çerçevesi, çocuğun giyinme ve soyunma eylemini daha çabuk öğrenmeleri amacıyla geliştirilmiş araçlardır. Bu etkinlikler aracılığıyla çocuk hareketlerini koordine ve kontrol etmeyi, sabırlı olmayı ve odaklanarak çalışmayı öğrenir. Ayrıca günlük yaşam alıştırmaları, çocuğa el-göz koordinasyonu, el çabukluğu ve zarafet becerilerini kazandırmanın yanı sıra sonraki zihinsel etkinliklere de temel oluşturmaktadır.

Duyu Eğitimi

Duyu organları çocuğun dünyaya açılan pencereleri gibidir. Çocuğun duyularını doğal olarak kullandığı ve mükemmelleştirdiği 3-7 yaşları arasında, duyuların gelişimi önemlidir. Bu nedenle Montessori çocukların görerek, duyarak, dokunarak, hissederek, hareket ederek, yani tüm duyularını kullanarak öğrenecekleri materyaller geliştirmiştir. Montessori eğitiminde bütün duyu materyallerinde her seferinde sadece bir duyuya yoğunlaşma sağlanır ve böylece bir tek duyu diğerlerinden yalıtılarak hassaslaştırılmaktadır. Çocuklarda kavram karmaşasına neden olmaz.

Çocuğun beş duyusunun incelik kazanmasına yardım eden bu materyaller aracılığıyla çocuk boyut, biçim ve renk (örneğin; pembe kule, silindir bloklar, renk tabletleri ile çalışarak), ses (ses silindirleri, çanlar) tat (tat şişeleri), doku (zımpara kağıdı materyaller, kumaş karşılaştırma) ve koku hakkında duyusal etkileri sınıflandırmayı, çeşitlere göre ayırmayı öğrenir.

  Matematik Eğitimi

Çocuklar matematiği bir çeşit oyun, zevkli bir iş olarak öğrenirler. Montessori matematik çalışmalarında hedeflenen; matematik işlemlerini öğretmek olmayıp soyut matematiksel kavramları somutlaştırarak matematiksel düşünmeyi geliştirmek ve matematik öğrenmeyi kolaylaştırmaktır. Matematik kavramları çocuğa basit bir şekilde sunulur. Duyusal deneyimler aracılığıyla çocuk ölçer, kıyaslar ve analiz yapar. Bu beceriler çocuğun boyut ve nicelikleri ayırt etmesine yardım eder.

Dil Eğitimi

Çocuk düşüncelerini ifade etmenin yeni yollarını aktif olarak öğrenip tecrübe ederken sözcük haznesini, dil bilgisini ve söz dizimini de sürekli zenginleştirir. Bunun için Montessori materyalleri (minyatür cisimlerle okuma, okuma kartları, yazılı-resimli kartlar ile çalışma, resimli okuma kitapları), minyatür cisimlerle sesli ve sessiz harf çalışmaları, zımparalı harfler, metal kalıplar, hareketli alfabe, kelime hazinesini geliştirici resimli kartlar hazırlayarak çocuğun dil gelişiminde aşama aşama ilerlemesini hedeflemiştir.

Kozmik Eğitim

Çevresini keşfetmek için çocuğun araştırmaya, deneyler yapmaya ihtiyacı vardır. Bütünsel öğrenme diye de adlandırabileceğimiz kozmik eğitim, keşfetmek için çocuğun ihtiyacı olan olanakları ona sunar. Dünya hakkında büyük bir bilgi donanımı öğrenme ve gelişme isteği duyuracak şekilde çocuk için hazır bulundurulmalıdır. Kozmik eğitimde bilimsel gerçekler tek başına öğretilmeyip bunların kültür, zaman, doğa ve mekan ile bağlantıları kurularak öğretilir. Örneğin; Kabartma ve renkli küreler, dünyanın yap-boz haritaları materyalleri ile çocuğa ilk coğrafya bilgileri verilir.